Kullanıcı Adı: Şifre:
KombuClub

Ana Sayfa / BİLİMSEL / GAIA ENSTİTÜSÜ KOMBUCHA ARAŞTIRMASI
Etiketler:

GAIA ENSTİTÜSÜ KOMBUCHA ARAŞTIRMASI              GAIA ENSTİTÜSÜ KOMBUCHA ARAŞTIRMASI

KOMBUÇAY ile ilgili bilimsel çalışmaların neler olduğunu merak edenler için,bu araştırmaları ve yapan kurumları yayınlıyoruz. www.gaiaresearch.co.za/products.html

2011-04-04, 21:07:49 Okunma: 5315 0 yorum





Paylas |

GAIA ENSTİTÜSÜ KOMBUCHA ARAŞTIRMASI

Kombucha basit bir mantar olmamakla beraber , içinde mikrorganizmalar barındıran mat renkli denizanası kıvamında ,likene yakın , yararlı ve toksik olmayan mayalar ile bakterilerin bir simbiyozudur. 2000 yıldır uzak doğuda ve günümüz yüzyılında Doğu Avrupa’da tadıyla ve yenileyici tonik içeceği olarak beğenilen ve çok popüler olan bir içecektir. 2.Dünya savaşı sırasındaki ekonomik buhran zamanında göreceli olarak insanlar tarafından unutulmuş ve o zamanki şartlar nedeniyle unutturulmuştur. Ancak kombucha’nın, olağanüstü bir şekilde sağlıklı tonik içeceği olarak uluslararası popülaritesi tekrar canlanmıştır.Kombucha, split yada fizyon mayalarından oluşmaktadır. Genellikle maya sporları içermez ve bundan dolayı muzdarip olmaz. Gelişmiş kolon ekolojisinden dolayı, candidiasisin (candida mantarının sebep olduğu enfeksiyon) daha kötüleşmesine karşı savaşmaktadır. Özellikle yaşlı insanlarda büyük ölçüde, kombucha içeceğinin onları gençleştirdiği , beyaz saçlarının geri renklendiği, hem de derilerini gerdirdiğini sağlık ve canlılık konusunda iyi hissetikleri rapor edilmiştir.
Kombuchan
ın kullanımının büyük ölçüdeki yaygınlığı geçtiğimiz yüzyılda çok iyi bir şekilde belgelenmiştir. Kombuchanın sıvı kısmı(Tea kvass) ve katı kısmı (zooglea)(Medusomyces gisevii Lindau-Botanik ismi) yoğun şekilde araştırılmış ve sonuç olarak defalarca belirgin şekilde antibiyotik etki göstermiş ve terapatik amaçlı olarak insanlar için ilaç tedavisinde kullanılmıştır.Toplum sağlığına aykırı medikal bilinçsizlik yada amaçlarda; Kombucha’nın yararlı özellikleri bilimle dolu bir yüzyıl için daha çok tercih edilmektedir. İlk olarak 20.Yüzyılın ortalarında çoğunluğu Alman medikal araştırmacı; Kombucha’nın ilk olarak bağırsakları düzeltici ve genel vücut fonksiyonları üzerindeki önemli etkilerini belgeledi. Fakat bununla birlikte artan bir biçimde var olan; sindirim sistemi rahatsızlıkları, kabızlık, hemoroid,böbrek taşı,safra kesesi problemleri,şeker hastalığı,damar sertliği,kollestrol,yüksek tansiyon,faranjit,gut hastalığı(aşırı kırmızı et tüketimi), egzema,kireçlenme,romatizma,damar tıkanıklığı,sinir hastalıkları,endişe etme,baş ağrısı,baş dönmesi,yorgunluk ve bitkinlik vb. hastalıkları iyileştirdiği görülmüştür.
1900leri
n ortalarına yaklaşırken, kombucha artık ilaç kodeksinde resmiyetini kazanmıştır. Braunschweig teki Kimya Akedemisinde , kombuchanın bütün salgı sistemini güçlendirdiği, gut hastalığı için yüksek derecede tavsiye edildiği, romatizma, çıbanlardan dolayı meydana gelen durumlar,damar sertlikleri yüksek kan basıncı ve yaşlanma problemleri, metabolizmayı düzenlediği ve dengeye getirdiği ,istenmeyen yağ depolanmasının yok edilmesi ya da korunması,ürik asit depolanmasından kaynaklanan zararlar ve kolestrolün daha çözülebilir forma dönüştürülmesi ve böbrekler ve bağırsaklar yoluyla daha rahat atılması kayıtlara geçirilmiştir. (Irion H, Lehrgang fur Drogistenfachschule, Rudolf Muller Publ., Vol 2, 1944)

Alman medikal araştırmacılar artan bir şekilde sentetik farmakolojiye yönelirken , Sovyet araştırmacıları da kombucha’nın C Vitamini yanında bir çok değerli sağlık maddelerini ürettiğini keşfetmişlerdi.Rus bilim adamları ayrıca bakteriyostatik asitlerin de antibiyotik etki yaptığını(Sakarjan G,Trudy Erevanskogo Zooveterinarnogo Instituta 10,1949),pneumococcae bakterisine karşı öldürücü etki yaptığını, konjoktiv iltihabına ,bademcik iltihabına ve enterekolite,(Sakaran G,Tezi,11.1949) ,kanlı basura ve kolibasiline (Tinditnik V,Terapeveticeskii Arhiv 23(1),1950) karşı iyi geldiğini gözlemleyip gösterdiler.
Rus araştırmacılar,kombucha’nın; yaralara, (Markarjan G, Dissertation) TEZI, 1953), bulaşıcı yaralara(Matinjan A,Tezi,16,1953), çeşitli bağırsaklarla ilgili hastalıklara(Nurazjan A,Diss, Tezi, 1954), bağırsaktan kaynaklanan tifusa (Porickij E, Trudy XI Nausn Konf Slusat, Voenno Morskoi Med Akad, 1954), bebeklerle ilgili ağız iltihaplarına(Rusina N, Studenskaja Naucnaja Konferencija, Posvjascennaja, Jubileju Instituta Har'kovsij, 1955)Zehirli hazımsızlığa(Adzjan T, Tezisy Dokladov na P-oj Respublicanskoj Konferencii Detskih Vracej Armenii Min Zdrav Arm, 1957),Pediyatrik dizanteriye(Mihajlova A, Iz detskoj kliniceskoj boltnicy No l, Omska, 1957),paratifo be bruselloza (Sakaran G, Trudy Erevanskogo Zooveterinarnogo Instituta 21, 1957),Yüksek kolestrol ve kan basıncına(Joirisi N, Saxelmcip'o Gamoc'emloba, Staatsverlag, Georgien, 1957), bebeklerle ilgili zehirli dizanteri ve bulaşıcı hastalıklara (Danielova L, Gitoutyan Glaxavor Varcoutyan Hratarakcoutyon, 1959) iyi geldiğini araştırıp ortaya koymaya devam ettiler.Ayrıca Tavukların yemlerine katkı maddesi olarak katılmasını,büyümeyi %15 oranında artırdığını buldular. (Sakaran G, Investija Akad Nauk Armjanskoi SSSR, 12(15), 1959).
1960 lardaki kombucha araştırması soğuk savaşla birlikte sekteye uğradı. Ruslar diğer araştırmaların detaylarına el koydular. Hala bilinen geriye birçok sınıflandırılmış belge ve ondan sonra sadece kullanılabilen olanları Alman literatüründe görülmektedir.Profesör Barbancik ‘’Mantar Çayı ve Onun Terapatik Özellikleri’’ adlı ilk kitabını bu konuya tamamen sadık kalarak yayınlamıştır. Sonraki kapsamda önceye dayalı bilgiler Rus hastanesindeki düzenlemelerden alındı. Özellikle bademcik iltihabındaki faydası, ince ve kalın bağırsak iltihabı (enterokolit) ,içsel iltihap rahatsızlıkları,yetersiz asit üretimi yüzünden mide mukozasının iltihaplanması, bağırsaklara ait iltihaplanmalar , dizanteri, damar sertleşmesi ,yüksek tansiyon ve doku sertleşmesi. Daha sonra Prof Barbancik Bademcik iltihabı,lacunar, folliküler ve akıntılı anjin,burun boşluğu iltihapları temizlemesi,gargarayı takip enden bağırsak mukozasınında hızlı bir iyileşmenin olduğunu kayıtlara geçti. Barbancik, yarı asidik gastiritin ve kronik enterokolit(ince ve kalın bağırsak iltihabı) in ve dizanteri hastalarının tedavisindeki sürpriz derecede ki iyi sonuçlarından bahsetmiştir. Damar sertliği ve hipertoni (Tüm vücut kaslarındaki aşırı gerginlik artışı) ayrıca geliştirildi ve kan kolesterol seviyesi azaltıldı. (Barbancik G,’’Cajniyi Grib I ego Lebbnye Svojstva’,Omske Oblastnoe Kniznoe Izdatel’Stvo ,1960)
Nihai kombucha literatürü Almancadan olanlardan derlenmiştir. (Stadelman E, Zentralbl Bakteriol Parasitenkde, Infektionskrankh und Hygiene, 1 (180), 1961).
Yakın geçmişte Dr. R. Sklenar’ın Çay mantarı ile gutun iyileştirilmesi, römatik kodüsyonlar, damar sertleşmesi, mafsal iltihabı, kireçlenme, kabızlık, iktidarsızlık, obezite , çıbanların yol açtığı durumlar ,böbrek taşları ve kolesterol ve kanserlerin başarılı tedavisi rapor edilmiştir.

Sonuç olarak; Kombucha detoksifike yönü , mikroorganizmaların yanında kolesterolü de yok etmesiyle takdir edilen olağan üstü bir doğal tedavi yöntemidir. (Sklenar R, M.D., Erfahrungssheilkunde, Zeitscrift fur die tagliche Praxis, XIII, 3, 1964). Kombucha’nın tedavi edici özellikleri ve yararları son zamanlarda tekrar tezlere başlık olamaya başladı.(schmidt I, ''der Teepilz-morphologische,physiologische und therapeutische untersuchungen '', Dissertation, 1979).

Alman halkı özellikle sağlık yönünden kombucha’ya olan ilgilerini devam ettirdiler. Beş yıllık kadar bir zaman diliminde Kombucha hakkında populer yayınlar bu anlatılanlara referans olarak gösterilebilir. Refs 1986-1989: (Fasching R, "Krebsheilen mit dem Teepilz Kombucha", Diagnosen, 8, 1986); (Korner H, "Die Heilkraft des Pilzes Kombucha", Raum & Zeit, 20, 1986); (Korner H, "Kombucha - wertwolles Geschenk der Natur", Naturheilpraxis, 39, 1986); (Carstens V, "Hilfe aus der Natur - mein Mittel gegen Krebs", Quick 43, 1987); (Funke R, "Der Teepilz Kombucha", Natur& Heilen, 64, 1987); (Koerner H, "Der Teepilz Kombucha", Der Naturatz, 108, 1987); (Fasching R, "Pilz gegen Pilz", Diagnosen, 8, 1988); (Horstkorte C, "Zaubertrank aus China-Pilz hilft auch bei Sex Problemen", Bild der frau, 2, 1988); (Kaminski A, "Aertze: Pilz heilt Frauenleiden, Bild der frau, 2, 1988); (Abele J, "Teepilz Kombucha bei Diabetes?", Ner Naturarzt, 110(12), 1988); (Brucker M, "Antwort auf Leseranfrage 'Wundermittel Kombucha'", Natur i Heilen, 65, 1988); (Frank R, "Zuckerproblem beim Kombucha-Tee", Natur & Heilen, 65, 1988); (Frank G, Heilkrafte der Natur aus einen Pilz - Der Teepilz Kombucha, Birkenfeld, 1988); (Goetz G, "Kombucha - der Wunderpilz, der Millionen Gesuntheid schenkt", Das Neue, 3(14), 1988); (Mann U, "Verbluffend - ein Pilz kuriert den Darm", Bild und Funk, 35, 1988); (Koerner H, "Kombucha - Zubereitung wurde von Sportmedizern getestet", Natura-med, 10, 1989); (Zimmermann W, "Wogegen hilft der Kombucha-Pilz?", Expertenanfrage, Fortchritte der Medizin, 107, 1989).

Kombucha’nın fermentasyonu çeşitli asidik metabolik ürünler içermektedir. Asetik, sitrik, malik, tartarik, süksinik, purivik, bütirik, glukuronik, hüyaluronik, laktik, üsik ve chondroitin sülfat asidi içermektedir. Bunların yanı sıra glükosaminler ,heparin, beta-glukanlar (sadece hücre duvarı),B vitaminleri, bir düzineden fazla maya çeşitleri ve diğer aktif antibiyotik maddeler de içermektedir. (Danielova L, Trudy Erevanskogo zooveterinarnogo Instituta, 17: 201216, 1954); (Konovalov L, Semenova M, Bot. Žurnal (Moskva), 40(4), 1955); (List P, Hufschmidt W, Pharm. Zentralhalle, 98(11), 1959); (Petrovic S, Loncar E, Mikrobiologija, 33(2), 1996); (Reiss J, Dtsch. Lebensm.Rundsch., 83: 286290, 1987); (Hauser S, Schweiz Rundsch Med Prax, 79(9), 1990); (Mayser P, Mycoses, 38(7-8), 1995); (*Blanc P, Biotechnol Lett, 18(2), 1996); (Sreeramula G, et al, J Agric Food Chem, 48(6), 2000); (*Loncar E et al, Nahrung 44(2), 2000); (Safac S et al, Turk Electron J Biotech, Spec Issue, pp 11-17, 2002); (*Malbaša R et al, Roum Biotechnol Lett, 7(1), 2002); (*Cvetkovic D, Markov S, Acta Periodica Tech, 33: 117, 2002); (*Franco V et al, Tatlana - Intl J Pure App Analyt Chem, 68(3), 2006); (*Mrdanovic J et al, Arch Oncol, 15(3-4), 2007); (*Jayabalan R et al, Food Chem, 102(1), 2007); (*Oliveira A et al, Food Chem, 111(2), 2008); (Karyantina M, Mercuria, 12 November, 2008); (*Murugesan G et al, J Microbiol Biotechnol 19(0nline 30 Jan 09), 2009).

Asetik asit , toksinlerle birlikte konjugasyonu oldukça yeteneklidir. Toksinleri vücuttan atılması için, daha çözünebilir yapmaktadır.(Dutton G, Glucuronidation of Drugs and Other Compounds, CRC Press,1980). Benzer olarak glukuronik asitte petrol türevleri ürünleri detoksifike eden etkenlerden sadece bir tanesidir. Fizyolojik olarak, karaciğerde, glukuronik asit toksinleri bağlar, çevresel ve metabolik yol ile onları ekskretuar sisteme getirir.(Blance P, ''characterisation Of The Tea Fungus Metabolites'', Biotechnology Letters , 18(3), 1995).

Yakın zamanlarda ki epidermiolojik çalışmalar,yemeklerin içindeki zengin fitokimyasalların yüksek alımı,koroner kalp rahatsızlıkları ve kanser gibi hastalıkların dejenere olmasına karşı korumaktadır. Fitokimyasallardaki potansiyel toksinler de memelilerin yaralarında glukuronik asit ile yaptığı konjugasyon ile detoksifike etki göstermiştir.(Andlauer W, etal,JPEN J Parenter Enteral Nutr 24(5), 2000) Glukuronik asit de kısmen bilimsel olarak , kombucha’nın kansere karşı olan yoğun başarısıyla açıklanabilir.(Kohler V, ''Glukuronsaure macht Kebspatiente Mut'', Arzlichte Praxis , 24/33, 1981),(Kohler V & Kohler J , in Sofortheilung des Waldes , Vol 1( Editor ,Kaegelmann),Windeke-Rosbach , 1985).

Dr.R Sklenar Kombucha’nın büyük rol oynadığı ,bağırsak florasını dengeleme ve sağlığa yeniden kazandırılması ve kanserinbaşlangıç safhalarındaki yok edilmesini içeren biyolojik kanser tedavisini geliştirmiştir. Sklenar şunları rapor etmiştir: Kombucha olağanüstü bir şekildeorganizmada detoksifikasyon etkisi yapmaktadır.Ek olarak bütün salgı sistemini güçlendirir ve metabolizmayı geliştirir. Kanser hastaları için,bu detoksifikasyon işlemi, glukuronik asitin mideye inmesiyle başlamaktadır. Bir çok medikal uzmana göre, vücuttaki bütün toksik maddeler ile tümörlerin potansiyel başlangıcı ve diğer zarar verici büyümelerle direk bağlantısı vardır.(Fasching R, M.D., Krebsdiagnose aus dem Blut und die Behandlung von Krebs und Prakanzerosen mit der Kombucha und Kolipraparaten, 1983). Başlıca kanser araştırmaları kompleks ve pahallıdır. On yıla yakın bir süre kadar Kohler , Sklanar’ın çalışmalarını takip etmiştir. Hauser adındaki biri, Sklenar’ın Kombucha’nın Propilaktik ve tedavi edici etken olduğu; romatizma , bağırsak düzensizlikleri, yaşlanma ve kanser gibi sayısız hastalıkları yok etmek amaçlı , uzun soluklu ve ilk elden kendisinin yaptığı kinlik çalışmalarını not etmiştir.Dr.Sklenar’ın kombucha’yı biyolojik kanser terapisinde kullanması eleştirilmiştir. Sağlam tıbbi verilere dayanmadan, çalışmalar yaptığını iddia etmiştir. Onların çalışmalarında kombucha’nın kanser tedavisinde kanıtlarının olmadığını söylemektedir.(Hauser S, Schweiz Rundsch Med Prax, 79(9), 1990). Hauser haklıydı, Fakat Sklenar hakkında doğruyu söylemek gerekirse, daha sonra, Kombucha ile kanser ilacı yapımı için gerekli olan pahalı kanıtlar bir araya getirilmeye çalışılmadı.

Çok ilginçtir, 10 yıl kadar sonra , tescilli ilaç olan Glukuronid türevleri geliştirildi ve Ohio Devlet Üniversitesi araştırmacıları,Mükemmel bir şekilde onların uzun dönemli ve güvenli ve kimyasal koruma gücü ile memeli tümörlerin gelişmesine ve büyümesine karşı geldiğini rapor etmişlerdir. Özellikle , tümörün gizli kalması çok uzundu.Tekrar ortaya çıkma oranı azaltıldı ve Tümör çeşitliliği de önemli bir oranda azaltıldı. Bu çalışmadan kansere karşı Glukuronid’in açık ve net etkisinin sonuçlarını çıkarıyoruz.(Abou-Issa H, et al, Anticancer Res, 19(2A), 1999). Kombucha’daki diğer bir ürünüde glukuronik asitin ürettiği glükosaminlerdir. Vücutta , glükosaminler ve kıkırdak ile birleşmiş kondriotin sülfat ,kalojen ve akışkandır,eklemleri kayganlaştırırlar.Bu iki etken madde, osteoartritin (kemik iltihabı) tedavisinde önemli yararlar göstermektedir.(Deal C, Moskowitz R, Rheum Dis Clin North Am, 25(2), 1999); (McAlindon T, JAMA 283(11), 2000). Eklem iltihabı ve osteoartritte ,Hyalüronik asit ve onun diğer iki bileşeni olan , D-glukuronik asit ve Nasetil-D-glukosamin,eklemsel yaraların , oksidatif zararlardan korunmasında rol oynamaktadır.(Sato H, et al, Arthritis Rheum, 31(1), 1988).Sinoviyal sıvıdaki ,hyalüronik asitin miktarı ve konsantrasyonu osteoartriti azaltmıştır.

Hyalüronik asitin fonksiyonları,fiziksel olarak kıkırdak yapının korunmasına ve mafsal iltihabıyla ilgili acıların dinmesine yardım eder.McCarty M, et al, Med Hypotheses 54(5), 2000), Nsaıd’ınkiyle rahatlaması glukoneojeneze olan avantajı karşılaştırılabilir. Hochberg M, Semin Arthritis Rheum, 30(2 Suppl 1) 2000).

Hyalüronik asit Butirik asitte kombucha’nın içinde bulunmaktadır. İnsanın hücre çeperini korur ve glukuronik asit ile kombine olur, bağırsak duvarlarını güçlendirir ve tekrar parazitlenmesine karşı korur.(maya enfeksiyonları içeren candida gibi)(Mann U, "Verbluffend - ein Pilz Kuriert den Darm", Bild und Funk, 35, 1988).Usnik asitin varlığından dolayı, antibakteriyel özelliklerde dikkate alınmıştır. (Steiger K & Steinegger E, "On The Tea Fungus", Pharmaceutica Acta Helvetiae. 32 (4), 1957); (Stadelman E, "Der Teepilz Und Seine Antibiotische Wirkung", Zentralbl Bakt Parasit Inf Hyg, 180 (5), 1961); (Hauser S, "Dr. Sklenar's Kombucha Mushroom Infusion - A Biological Cancer Therapy", Schweiz Rundsch Med Prax, 79, 1990).

Bölünmemiş parçalara ayrılmamış heparin, onun var olan pıhtılaşmayı önleyici aktivitesinden daha ötedir. Özellikle ülserli mukozanın iyileştirilmesi yardımı ile enfeksiyon giderici ve bağışıklık kazanma yeteneğin amaçlı geniş ölçüde ilaç olarak da kullanılmaktadır. Heparin , iltihaplı bağırsak rahatsızlıkları için güvenli bir tedavi seçeneği olabilir,özellikle kalınbağırsak iltihabı için şiddetli steroit direnci gösterir. (Papa A, Aliment Pharmacol Ther, 14(11) 2000).İlerleyen gelişen bir çok kozmetik üreticisi ,hayvansal ürünleri kullanıyorlar ve hatta bazıları kırışıklıkları azaltmak veya gidermek için (güneşin zararları ve cilt kanseri riski) sentetik olarak üretilmiş maddelerin yerini almıştır

.Kombucha’daki mayaların hücreleri ökaryottur. Yani sonuç olarak tüm bitki ve hayvanları, insanlar dahil olmak üzere içeren bir sınıftır. Örneğin fetustan,rahimden,göbek bağından,camsı cisimden (göz), eldesi durdurulan hyalüronik asit , yada kurbanlık hayvanlarının sinoviyal sıvısı.Kombucha’dan bunların hepsini eşsiz ve insancıl bir şekilde alabilmekteyiz.
Yeşil çay, azda olsa siyah çay ,tüm bileşenleri sağlar ve büyüme faktörleri kombucha kültürüne eklenen şeker ile sağlanır. Önemli stimülan bileşikler içerir, kafein ve teofilin, purin gruplar ise mikroorganizmalardan sağlanır , yeşil çayın kafein değeri %25 oranında fermantasyon işlemi sırasında azaltılır,hamilelikte siyah çaydan daha uygundur.Yeşil çay C vitamini de içerir, oysa siyah çay içermez. Simbiotik değişimde ,Kombucha B-spektrum vitaminlerini üretir ve ayriyeten C vitamini de üretir. (Such G, Prokai-Szabo E, Presentation Bulgar Biol Soc, 1961).Kombucha’nın oldukça yaygın ve güvenli kullanımı, bu geçtiğimiz yüzyıl boyunca çok iyi belgelenmiştir.(Kobert R, "Der Kvass, Ein unschadliches billiges Volksgetrank". Halle a.d.S.: Tausch Grosse 2 Aufl 82 S, 1913); (Valentin H, "Wesentliche Bestandteile der Gärungsprodukte in den durch Pilztätigkeit gewonnenen Hausgetränken sowie die Verbreitung der letzteren", Apoth-Ztg, 41(91 & 92), 1930); (Hesseltine C, "A Millennium of Fungi, Food and Fermentation", Mycologia 57, 1965); (Hitokoto H, et al, "Microbial flora and organic acid contents in "Tea fungus", Shokuhin Eiseigaku Zasshi [Proc Soc Food Hygiene] 19(3), 1978); (Anon, "Tea Fungus" in Handbook Of Indigenous Fermented Food, K Steinkraus (ed), Dekker, 1983); (Kozacki M, et al, J Food Hyg Soc Japan, 13, 1986); (Reiss J, Deuts Lebenmittel-Rundschau, 82(9), 1987); (Cook P, "Fermented Food as Biotechnological Resource", Food Res Internatl, 27(3), 1994).Pek çok populer kitap bu zaman diliminde yayınlanmıştır: (Fasching R, 1987); (Frank G, 1988); (Frank G, 1991); (Harnish G, 1991); (Tietze H, 1994); (Hobbs C, 1995); (Pascal A, 1995); (Bartholomew A & M, 1998). 

www.gaiaresearch.co.za/products.html 

www.gaiaresearch.co.za/products.html 

 

 

 

 

YORUMLAR // Henüz yorum yok, ilk yorumu siz yapın.
 


Adı Soyadı (*)


Başlık (*)


Yorum içeriği (*)


8 + 5 = (İki sayının toplamını aşağıdaki kutuya giriniz.) (*)


        Denediniz mi?

 

Bizi Nereden Duydunuz?
FUAR
İNTERNET
REKLAM
TAVSİYE